Sosyal Uygunluk Denetçisi ve Olası Hukuki Yaklaşımlar

Sosyal Uygunluk Denetçisi ve Olası Hukuki Yaklaşımlar

Sosyal Uygunluk Denetçisi; dünyaca ünlü markaların tedarik zincirlerinde bulunan üretici firmaların çalışma koşullarının tespit edilmesi, geliştirilmesi ve raporlanması amacıyla; yapılan işin standartlara göre yapılıp yapılmadığını denetleyen ve bu işe ilişkin raporlama faaliyeti kişilere verilen mesleki unvandır.

Bundan birkaç sene öncesine kadar bilinmeyen bir meslek olan bu meslek, bundan sonraki süreçte çok fazla gündeme gelecektir. Şöyle ki; özellikle global firmalar, başka bir ülke firmasıyla ilgili ticaret yapmak istediklerinde, standartlarına uymayan bir durumla karşılaşmamak adına denetçiler ile öncelikle istedikleri standartların sağlanıp sağlanmadığıyla ilgili rapor düzenlemelerini istiyorlar. Bu raporlar sonucunda milyon dolarlık ticaret hacimlerinin geleceği bile değişebildiği için, denetçinin raporunun sahihliği ve olumlu olması ticaret erbapları için elzem bir hal almaktadır.

Sosyal Uygunluk Denetçisi Ne Yapar? Sosyal Uygunluk Denetçisi Görev ve Sorumlulukları Nelerdir?

Sosyal uygunluk konusunda müşterilerin ve firmaların prosedürlerine uygun olarak çalışma sistemlerinin kurulumunu yapan ve bu sistemleri periyodik olarak denetleyen Sosyal Uygunluk Denetçisinin görev ve sorumluluklarını saymak gerekirse başlıca şu şekildedir:

  • Çalıştıkları lokasyonlardaki yerel kanunlar ve yönetmeliklerdeki değişimleri takip etmek ve rapor hazırlarken bu durumu teyitlemek,
  • Müşterileri ihtiyaçlarına yönelik etik, teknik ve güvenlik alanındaki sosyal uygunluk denetimleri gerçekleştirmek,
  • Denetim sonrasında belirlenen riskleri ve edinilen genel değerlendirmeyi kapsayan raporlar hazırlamak,
  • Denetim ve sertifikasyon belgelerini (SA8000, BSCI, Sedex, CoC vs.) toplamak, yenilemek ve eksiklerle ilgili takip denetimlerini organize etmek,
  • Kanunlar ve yönetmelikler ile belirlenmiş olan çalışma standartlarının sürdürülebilir olmasını sağlamak,
  • Uygunluk sağlamak amacıyla yapılması gereken aksiyon planlarını oluşturmak ve bunların takibini yapmak gibi belli başlı görevleri vardır.

Yapılan İşin Pratiğine İlişkin

Ülkemizde de mukim birçok denetçi kuruluş bulunmaktadır. Özellikle yurtdışı firmaları olmak üzere, birçok firma tedarik zincirinde yer alan firmanın gerçekten istenilen şekilde iş yapıp yapmadığı ve vereceği siparişin niteliği ile ilgili sağlam bilgi almak adına denetçi görevlendirebilmektedir. Denetçi görevi aldıktan sonra, ivedilikle denetim yapılması istenen firmaya gider, bu süreçte, neredeyse şirketteki tüm bilgi ve belgeleri inceleme kapsamına alır. İşi bittikten sonra kısa bir rapor hazırlar bunun ardından kapsamlı rapor taraflara iletilir. Denetçinin olumsuz rapor vermesi firmaların yapacakları ticareti tamamen değiştirebildiği için çok büyük önem arz etmektedir. Çünkü nispeten büyük olan ve denetçiyi göndermiş olan firma rapora göre kararını vermekte ve bu durumla ilgili tüm ticari hayatını şekillendirmektedir.

Denetçiler İçin

Normal şartlarda, denetçinin bir şirketin tüm bilgi ve belgeleri ulaşması hususu hukuken pek mümkün değildir. Ancak tedarik zincirindeki firma için iş yapmak ve sipariş almak önem arz ettiğinden denetçiye kapılarını açmaktadır. Denetçilerin raporlama sistemleri İngilizce sistemler üzerinden yürüdüğü için İngilizce metinler ile bilgi, belge inceleme yetkisini istemektedirler. Bu anlamda metinlerin Türkçe açıkl

amalarla desteklendiği ve atılan imzaların bu bilgi ve belgeleri imza etmeye yetkili kişilerce atılması ve mümkünse sözlü olarak da anlaşılabilir dil üzerinden bir açıklama yapılması gerekme

ktedir. Hali hazırda yürürlükte olan 6698 Sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu kapsamında, yazılı rıza olmaksızın, üstelik ticari hayatın seyrini değiştirecek “gizli” bilgi ve belgelerin denetçinin rahatça erişmesi için emrine bırakılması durumu, hukuki birçok sıkıntıyı beraberinde getirebilecektir. Pratikte karşılaştığımız durumlara ilişkin; bazen firma sahipleri olumsuz rapor aldıklarında, belgenin anlamadan zorla imzalatıldığını, yetkili kişinin imzayı atmadığını, raporlamalarda gerekli etik yaklaşımlara uyulmadığı, rekabette olunan tedarikçi firmayla denetçinin iş birliği içerisinde olduğunu söylemekle, denetçilerin dava edilmesi mümkün olmaktadır. Bu anlamda hem cezai hem hukuki birçok dava ile karşı karşıya kalınabileceği bilinmelidir.

Firma Sahipleri İçin

Fason ya da tedarik zincirinde bulunan bir firma için ticari hayatta ayakta kalabilmek ve yapılan iş özellikle ihracat temelli ise bazen bu durum şirketin kendi ticari hayatını devam ettirebilmesi açısından çok büyük önem arz etmektedir. Bu tip şirketler, yurtiçi ya da yurtdışı kontaklarıyla ticari bir iş birliği ve ihracat için anlaştıklarında kendilerinin yaptıkları ürünler, özellikle İç Ege Bölgesinde mermer, bor, krom gibi yer altı kaynaklar üzerinde yoğunlaşırken, İstanbul ve çevresinde daha çok tekstil olarak gözümüze çarpmaktadır. Ürünlerin niteliği, alım yapacak olan büyük şirket için elzem olduğundan denetçi devreye sokulmakta ve onun raporuna göre karar verileceği bildirilmektedir. Bu anlamda hem ticari hayatını devam ettirmek isteyen hem de yıllar süren bir ticaret birliğini sağlamak adına şirket yetkililerinin; gelen denetçinin hangi kurumdan hangi yetkilendirmeyle geldiği, kendilerinden istenilen bilgi ve belgelere ilişkin açık rızaları isteniyorsa bununla ilgili mümkünse geçerli dil üzerinden bir bilgilendirme yapmalarını, denetim yapılırken alınan bilgi ve belgelerden hangi miktarda, neyin, nasıl alındığı gibi tüm bilgilere erişme hakkına sahip olduklarını bilmelidirler. Her ne kadar şirket içerisinde denetim anlamında yetkili birileri bulunmaktaysa da “Sosyal Uyum” süreçlerinde uzman bir hukukçunun da denetim sırasında şirket adına yer alması hem şirketin ileride karşılaşabileceği sorunların çözümü hem de efektif ve yerinde bir denetim yapılması açısından önem arz etmekte olup bu durum hep zikrettiğimiz ve Türkiye’de uygulaması çok olmayan “Önleyici Hukuk” açısından gereklidir.

Sonuç

Son yıllarda hayatımıza girmiş olan ve çok fazla uygulama alanı bulacak olan bu meslekle ilgili, pratikte bazı ihlal davaları açılabilmekte hem firma sahiplerinin hem de denetçilerin haklarının zayi olması gündeme gelebilmektedir. Önleyici Hukuk hizmetinin verilmesi ve denetim süreçlerinde aktif bir hukukçunun da yer alması, her iki taraf için sorunsuz bir sürecin ilerletilmesi için gerekli olmakta ve daha sonradan telafisi imkânsız yahut çok büyük ekonomik zararların ortaya çıkmasına neden olacak problemlerin erkenden çözüme kavuşturulması açısından önem arz etmektedir.

 

EA Hukuk ve Danışmanlık Ofisi
Av. Emre ALICI

21.02.2019 – Denizli

No Comments

Yorum Yap

Please enter a message.
Please enter your name.
Please enter a valid e-mail address.